‘’Türkiye Karasularındaki Midyelerin Evrimsel Tarihi’’ Araştırma Konusu Oldu

Türk Boğazları’nın yarı geçirgenliği ilk kez bu araştırmayla kanıtlandı

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Raşit Bilgin, Türkiye karasularında dağılım gösteren midyelerin evrimsel tarihini araştırdı. Araştırma sonucunda midyelerin, Çanakkale Boğazı’nın kuzey ve güneyi arasında genetik olarak birbirlerinden farklı olduğu, boğaz akıntılarıyla midyelerin Karadeniz’den Ege Denizi’ne doğru son Buzul Çağı’nda iki defa giriş yaptığı gözlendi. Bu özelliğiyle Türk Boğazlar Sistemi’nin yarı geçirgen bir bariyer olduğu ilk defa bu projeyle ortaya konuldu.

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Raşit Bilgin, Dr. Evrim Kalkan, Haliç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden Yard. Doç Dr. Baki Yokeş‘in danışmanlığında ekonomik değere sahip olan midye türü Mytilus galloprovincialis’in genetik yapısını inceleyerek Türkiye’de dağılım alanlarını araştırdı. Türkiye karasularında tek bir midye türü bulunduğunu ortaya koyan araştırma, Karadeniz, Türk Boğazlar Sistemi (Marmara Denizi, İstanbul ve Çanakkale Boğazları) ve Ege Denizi’nin İzmir Karaburun’a kadar olan bölgesinde yürütüldü.

Daha önce Akdeniz ve Karadeniz’de midyelerle ilgili yapılmış olan genetik araştırmaların bir sonraki aşamasını oluşturan proje çerçevesinde Karadeniz (11), Türk Boğazlar Sistemi (9) ve Ege Denizi’nden (6) belirlenen 26 noktadan yoğun bir örnekleme yapılarak hem daha önceden yapılmış çalışmaların devamı sağlandı hem de projenin bilimsel amaçları ile ilgili sorular ayrıntılı bir şekilde incelendi.

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi ve proje yürütücüsü Doç. Dr. İbrahim Raşit Bilgin, önemli ekonomik değere sahip olan midyelerle ilgili daha önce bu kadar geniş çapta genetik bir çalışma yapılmadığını belirtti. Bilgin, Türkiye karasularında yoğunlukla bulunan ve pek çok farklı ortama uyum sağlamış olan midyelerin örneklemesinin görece kolay olduğunu ancak bazı bölgelerde kolaylıkla bulunması beklendiği halde midye stoklarında tahribat gözlendiğini belirtti.

Türk Boğazlar Sistemi’nin dünyada bir benzeri yok

Bilgin, “Türkiye karasularının birbirinden farklı ekosistemleri barındırdığını biliyoruz. Karadeniz’in tuzluluk oranı oldukça düşük olup (~‰ 18) acı su karakteri gösterirken, Marmara Denizi’ne gelindiğinde tuzluluk oranının ~‰ 24’lere yükseldiğini görüyoruz. Çanakkale Boğazı’ndan Ege Denizi’ne çıktığımızda ise bu oran çok daha fazla artarak ~‰ 38,5’ları buluyor. Çalışmış olduğumuz midye türü ise birbirinden farklı bu su sistemlerinde yaşamını sürdürebiliyor. Aslında bu araştırmada en önemli nokta, dünyada eşi olmayan özel bir akıntı sistemine sahip Türk Boğazlar Sistemi’dir. Buna çift tabakalı akıntı sistemi diyoruz. Bu sistemde alt ve üst olmak üzere iki tabaka mevcut. Üst tabaka tamamen az tuzlu Karadeniz suyundan oluşuyor ve kot farkından dolayı Karadeniz’den Akdeniz’e doğru akıyor. Alt tabaka ise Akdeniz’den gelen tuzlu sudan oluşuyor ve yoğunluk farkından dolayı dip akıntısı ile Karadeniz’e doğru akıyor. Yani bu sistemde hem Karadeniz hem de Akdeniz örneklemesi yapmak mümkün. Örneğin Burgazada’da belirli bir derinlikten örnek alırsanız Akdeniz suyunu ve onun özelliklerini bulma imkânınız var” dedi.

Proje kapsamında elde edilen genetik veriler türün, Türkiye kıyılarındaki doğal evrimsel tarihiyle ilgili çıkarımlar yapılmasına olanak sağlayıp, midyelerin Çanakkale Boğazı’nın kuzeyi ve güneyi arasında genetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu gösterdi. Türk Boğazlar Sistemi’ne özgü çift tabakalı akıntı sistemi sayesinde boğaz üst-akıntılarıyla midye larvalarının Karadeniz’den Ege Denizi yönüne doğru son buzul Çağı’nda ve sonrasında iki defa giriş yaptığını ortaya koyan proje bu özelliğiyle Türk Boğazlar Sistemi’nin yarı geçirgen bir bariyer olduğunu (kuzeyden güneye yüzey akıntılarıyla gen akımına izin verirken, güneyden kuzeye izin vermemesi) ilk defa ortaya koydu. Proje çalışması ayrıca iki uluslararası makaleye konu oldu.

MENÜ